• https://www.facebook.com/hamitkaracom
    • https://www.twitter.com/dardusunce

    Hamit KARA        

    Çeşitli Bağlantılar
    Bir söz bir duruş...
    Denilir ki seven ne yapmaz, şimdikiler yanlış anladı da sevdiğini katleder...
    Bir Cumartesiden Kalanlar...

                Fırsatlar nadiren, ama hayatta sıkça karşımıza gelen imkânlardır; birini kaçırırsak diğeri için bazen yıllarca beklemek durumunda kalabiliriz. Henüz geç değilken fırsatı değerlendirmek gerekir; bazen bir yardım talebidir, bazen bir sıkıntının izalesi, bazen bir piyangodur bazen de ayağınıza gelmiş bir şahıstır fırsat.

                Yaşadığım bir deneyimi siz değerli dostlarıma aktarmak istedim. Geçtiğimiz cumartesi günü Tatvan Belediyesi Kültür Merkezinde, Tatvan Ticaret ve Sanayi Odası himayesinde, Bitlis İl Kadın ve Genç Girişimciler Kurulları tarafından düzenlenen ve Sn. Prof. Dr. Mithat Melen’in katıldığı “2015 TÜRKİYE VE DÜNYADA EKONOMİ SOSYAL VE SİYASAL YAŞAM”  temalı konferansa katılma imkânı buldum.    

                İmkân diyorum çünkü doğunun her ne kadar güzel, büyükçe ve gelişme gösterebilmiş bir ilçesi olsa da, Tatvan’da bu türden geçmişi ve deneyimi olan zatları bulmak zor ve de maliyetli olabilmektedir. Bu yüzden bu organizasyonu düzenleyen ve de mihmandarlık yapan kurum kuruluş ve şahıslara teşekkürlerimi borç bilirim.

                Katılımın az ve yetersiz olduğunu değinmeden geçemeyeceğim zira, konu ve de konuşmacı bağlamında toplumun geneline hitap durumu vardı. Tabi katılanların vaziyetleri ve sorulan suallerden anladığım kadarıyla hepsi de buna gayet istekli ve meraklıydı, ‘ kemiyet değil keyfiyet’ deyip müstefid olmak en karlısı.

                Başta Oda Başkanı ve İlçe Kaymakamının ufak girizgâh niteliğinde protokol konuşmaları oldu ve akabinde beni hayran bırakan Sn. Melen’in CV ya da tabir i diğerle tarihçe i hayatı okundu ve tabi alkışlar.

                Mesleki ve yaştan gelen olgunluğun tecrübe ve hitabetle birleşmesini, birçok zatlarda görmüş ve dinlemek imkânını elde etmiştim ve aynı hazzı bu sefer de almaya nail oldum. Kendisinin de aslen sadece Vanlı değil bütün Vangölü havzasındaki yaşayanların hemşerisi olduğunu, buraların çok büyük devletlere merkez olduğunu, çok güzel doğal yönlerinin olduğunu ve dahi değerinin bilinip ön plana çıkarılmasının lüzumundan bahsetti.

                Asıl değinmek istediğim nokta; bu denli gerek Türkiye gerekse Uluslararası kuruluşlarda önemli görevlerde bulunan bir şahsın, bilgi ve tecrübeleri ile İlimiz başta olmak üzere yöremiz ve Ülkemiz adına, neleri eksik yaptığımızı, neleri yapmamız gerektiğini ve nasıl bir etvar takınmamız gerektiğini anlamak ve de aktarmaktır.

                Bu minvalde bazı konu başlıklarına değinerek, belki başta kendim ve de istifade etmek isteyen dostların bilgisine sunmak üzere, birkaç önemli hususu belirtmek istiyorum.

    • Umumuza şamil bir motivasyon eksikliği, ne olduğumuzu bilmememiz ve potansiyelimizin ne olduğunun farkına varamamak.

    • Sağlıklı bir eğitim veremiyoruz, sürekli değişen, takibinde güçlük çektiğimiz, dünya standartlarının çok gerisinde bir eğitim sistemimiz var.

    • STK ve vatandaşlar olarak adım atmaktan aciziz ve her şeyi Devletten bekliyoruz.

    • ‘Hukuk toplumun giysisidir’, hukuk ve istikrar eksikliği, entegre olduğumuz dünya sisteminde diğer ülkeleri ve şahısları korkutuyor.

    • Seçtiklerimizi yönlendiremiyoruz, denetleyemiyoruz ve seçimlerimizden memnun olmuyoruz, STK’lar kurulları ve meclisleri yönlendirebilmelidir yapamıyoruz.

    • Olaylara bilimsel bakamıyoruz, kolaycı ve araştırıp geliştirmek ve üretmekten kaçıyor; dedikodu ve hazırcılıkla yorumluyoruz her şeyi.

    • ‘Paranın babası ve vatanı belli değildir’ Ülkemizde yaklaşık 700 Milyar dolarlık para akışını-sıcak para tanımını sevmiyorum- yönetemiyoruz, ekonomi emirle düzelmez, istikrar talimatla sağlanmaz.

    • Kurumsallaşma konusunda zayıfız, kafamızda kurumsallaşma mevhumu yok, sistemler kuramıyoruz.

    • Global dünyada İngilizce bilmiyorsanız hiç şansızın yok; vatandaşına Türkçe öğretemiyorsanız kimseyi suçlayamazsınız.

    • Bizim AB imajımız ve kurgumuz 20. YY için doğru; fakat 21. YY için doğru değil uyum sağlayamıyor.

    • Mevcut ekonomik altyapı dünyaya yeterli gelmiyor; bugünkü karmaşık ekonomik sistemleri mevcut iktisat teorileri karşılamakta yetersiz kalıyor.

    • Bizim sorunumuz emek yoğun üretim yapan işletmeler kuramamak, bu konuda Çin gerçek bir rakip sayılır çünkü emek yoğun üretim var ve işgücü çok ucuz. Ülkemizde işsiz genç nüfus fazla bunu emek yoğun, verimli ve endüstriyel üretim yapan yatırımlar ile çözebiliriz.

                Bunlar benim not aldığım önemli ve çarpıcı konu başlıklarıydı, tabi bunlar oturum temasının kapsamı doğrultusunda gelişen alt başlıklardı.

                Özetle: İlimiz ve yöremiz için, yatırımların yapılması, işsizliğin önüne geçilmesi, nitelikli insan kaynağının oluşturulması için gerekli adımların atılması gibi somut konularla beraber; Bizlerin, bilime, gelişime, öğrenmeye ve en önemlisi de üretmeye açık olmamız ve kendi kaynaklarımızı iyi bir şekilde değerlendirmek için gerekli özveri ve algının oluşturulması gibi soyut başlıklar öne çıktı.

                Tabi bu şahsımın dinlediklerimden anladığım fakat yukarıda doğrudan aktardığım başlıklardan, her şahıs kendisine bir pay, bir ders çıkarabilir.

                Çokça uzattım fakat meramımı da anlatabildim sanırım: Ufkumuz ne kadar geniş olsa, üretimimiz, eserlerimiz, çıktılarımız da o nisbette kapsamlı, etkili ve karlı olur düşüncesindeyim.

    Herhangi bir bey...  

    Şubat 2015 Tatvan

    Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
    842 kez okundu

    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
    Bir söz bir duruş...
    İnsanlığın İnsandan çektiğini dost düşmandan çekmedi...