• https://www.facebook.com/hamitkaracom
    • https://www.twitter.com/dardusunce

    Hamit KARA        

    Çeşitli Bağlantılar
    Bir söz bir duruş...
    Denilir ki seven ne yapmaz, şimdikiler yanlış anladı da sevdiğini katleder...
    İnsan ve İnanç Algısı
                                            
          Yeni güne nasıl başlayacağımızın dahi en ufak belirtisini göremiyorum bu ülkede, çünkü her gün yeni bir durum ve hal içinde hayatımızın bitimine bir adım daha yaklaşıyoruz, hayatın ebedi olduğuna inanmayan birisi için, yaşamanın ne kadar güzel ve ömrün devam edip sona ermesinin ise ne kadar zor ola...bileceğini bazen onların düşündüğü gibi düşününce anlıyorum. Zira ölüm var bunu kimse inkâr edemez ve bütün semavi dinlerin kabul ettikleri cennet ve cehennemin varlıkları var,  bu da ölüme yaklaşan bir kimsenin yaptığı iyi ve güzel işlere istinaden rahatla geçen ömrün güzelliklerini görüp haz alması ve bu olguları kabul etmeyen bir kimsenin ise geçen ömrün önüne geçememesi ve ölüm gerçeğini yok edememesi ne denli elemli ve zorlu bir ruh hali olduğunu birazcık düşünen anlamaz mı?

          Yaptıklarımız ya da yapmayı tasavvur ettiklerimiz bizim inanç çizgimize ne kadar mutabık düşüyor, bir birey olarak doğal ortamda gösterdiğimiz kişilik ile yapay ortamda gösterdiğimiz kişilik hali bizlerin tutarlılığımız ölçüsünde birbirine yakın sayılar ile ifade edilir.

          Kendim eğitim hayatım boyunca farklı il ve ilçelerde, farklı zaman dilimlerinde, farklı ortamlar ve kişiler ile hemhal  olma  imkânına sahip oldum, bu durum benim çok farklı bakış açıları ile olayları sorgulayabilmemi ve değerlendirebilmemi sağladı, örneğin ortaokul ve lise yıllarımda ekser vaktimin Bitlis ili içerisinde geçmesine karşın şimdi sahip olduğum Bitlis algısının bende o dönemde olmadığını seziyor ve anlıyorum. O dönem daha ziyade bir öğrenci gibi ve bir çocuk saflığı ile bakıyordum bu coğrafyaya, o dönem insanlar yalan söylemez, hırsızlık olmaz, adam kayırma ve yanlış uygulamalara da yer olmaz algısı hâkimdi bende, fakat şimdi anlıyorum ki insan unsurunun olduğu her yer ve dönem aynı çarpıklıklar ve karışıklıklar hâkimiyetinde miladını geçmiştir.     

          Zira tarih olgusunun bizlere sunmuş olduğu bilgiler çerçevesinde anlıyoruz ki her dönemde toplumlar çeşitli sorunlar ile karşılaşmış ve buna dönemlerine ve inançlarına uygun çözümler üretmişlerdir. Esas olan ise insan olgusunun küremizin en uzun ömürlü unsuru ve bozguncusu olmasıdır. Baştan beri karışık düzen devam eden anlatımımdan da anlaşılacağı üzere yeni bir güne kararsız, belirsiz korkular içerisinde başlamamızın da sebebi yeryüzünü velveleye veren insanlardır.

          Tarih boyunca insanların ve toplumların hareketleri ve düşüncelerinin esasında inanç mevhumu en belirleyici etken olmuştur, bu bazı dönemlerde Tanrı adına kıyım yapmaya, bazı dönemlerde inandıkları bir olgu ya da taptıkları bir nesne ya da canlı varlık uğruna kendi benlikleri nevinden olan hemcinslerini feda etmiş olmaları acıklı ve düşündürücüdür.

         Son dönemlerde de buna mukabil bazı olayların vukuu önceki savlarımızın pek yerinde olduğunu gösteriyor, bir yerde kendi inancının kabul etmediği bir inancın ritüelini eleştirmek ve yermek adına bazı gösteri ve Show nevinden karalayıcı programlar ve gösterimlerde bulunan kişi ve gruplara cevap niteliğinde bazı gösteriler yapılıyor bir diğer yerde. Vurmalar, kırmalar gibi masumların da zarar gördüğü olaylar meydana geliyor, bütün bunların esasında Yaratıcıyı ya da inanılan aziz ilan edilen mevhumun memnuniyetini aramak olgusu hâkimdir.

          Aslında bu dünyayı ve kainatı yaratan bir ise ve tedvir eden ve tenvir eden de bir ise aynı zamanda insanlar da burada misafir nevinden ise -ki doğumlar ve ölümler buraya ait olmadığımızı gösteriyor- güneşi döndüren ve bize soba yapan Zat ile ayı havada tutan ve bize lamba yapan Zat bir ise - bunları bazı şuursuz güçlere tevdi etmek ve onlara hasretmek en ahmakane bir düşüncedir- neden insanlar farklı olgularda bu Zat’ın memnuniyetini ararlar ki esasta en sevilen yaratığı olan insanın değerli kılınması ve ona değer verilmesi sanırım Yaratıcının (Allah’ın) memnuniyetini ve affının  membaı olur, bunu aramak, bunu kanunlarımıza esas kılmak, zannediyorum bir köyden başlayıp bir şehre orada bir ülkeye oradan da dünyanın barışı ve huzurunu da sağlamaya yeter çünkü her yerde farklılıklar olsa da esasında insan her yerde aynıdır.

    Herhangi bir bey...

    Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
    1050 kez okundu

    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
    Bir söz bir duruş...
    İnsanlığın İnsandan çektiğini dost düşmandan çekmedi...